Sayfalar

25 Şubat 2016 Perşembe

SEVDALI GÜNLER OLA !!!

           Bir bekleyiş. Bazen hayallerin  o kadar yakın olur ki sana, elini uzatsan değecek gibi yakın.
Bir de hayallerine yakın olmanın getirdiği endişelerde olmuyor değil insanda. Amacına ulaştıktan sonra hedefine bu kadar yakın olduktan sonra bir endişe kaplıyor insanı. Peki ya sonrası. Ben her şeyi buraya kadar planlamıştım. Evet, oldu başardım ama devamı yok. Bu sebepledir ki her zaman sonraki hamleni planlamalısın. Satranç oyunu gibidir hayat, birçok üstadın da dediği gibi. Hem Nazım Hikmetin sevinci olacak içinde, çocuklar gibi şen, hem de Necip Fazıl'ın iki cihan görüşü olacak. Tabi içinden geçiriyor insan, ya bu saydıkların sıradan kişiler mi ki sen bizim onlar gibi olmamızı istiyorsun :) Tabi ki doğru, bir yandan size katılıyorum fakat diğer yandan da onlarında bizim geçtiğimiz yollardan geçtiğini düşünmenizi ister bu bağlam da hayatı öyle değerlendirmenin yararınıza olacağı inancındayım. 
       
          Zaman insan hayatında en değerli şey kanımca. En çok korktuğum şey hiç bir şey yapmadan yaşamak. İnsan elinden geleni ardına koymamalı hayat mücadelesinde. Fakat yukarıda da değindiğim gibi atacağı adım da ve zamanda mihenk taşların yerini iyi belirlemek lazım. Kendimi örnek göstermek gerekirse, hayatım okumakla geçti, geçmeye de devam ediyor. Yılmadan usanmadan elimden geldiğince bir şeyleri başarma gayretindeyim. Hala da okumaya devam etmekteyim. Okumak gerçekten çok güzel ve vefakar bir emektir. Ama kalkıp okumak için bunca emek harcadıktan sonra hemen yaprakların yeşermesini beklemek, okumaya saygısızlık olur. Sevmekte böyle bir şey. İnsan zamanını nerede geçirir diye düşündüğümde sevdiğinin yanı gelir aklıma. Lakin zaman geçtikçe insan bazı şeylere geç kalır mı acaba? Bunca şeyden sonra geç kaldığımı düşünmüyor değilim açıkçası. Peki ne yapmalı. Geçip giden zamana mı yanmalı yoksa yeni gelen zamana yeni hayaller ile mi merhaba mı demeli. Şunu yaşadıkça anlıyoruz ki, insan  hiç bir şeye geç kalmayabilir aslında. Her yeni başlangıç yeni zaferlerin müjdecisi olabilir. Peki bu başarının arasına sevdayı koymasak alınır mı? Tabi ki alınır. İbrahim SADRİ abimize söz vermek istiyorum burada ; 

Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum
geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum 
gecenin efkarı iniyor perde perde 
sevdanın hayali vuruyor arada bir içime .


Tarihe inersin, kafana takılır araştırırsın, araştırırsın da mazi de bulabileceği tek gerçek aşkın her dönemde var olduğudur..

Bir sevda hikayesine şöyle bir değindikten sonra, şiir o kadar güzel ki derim ve, şiirsiz, kalemsiz, kitapsız kalmamanız dileğiyle, sevdalı günler ola...


















29 Eylül 2014 Pazartesi

BİRAZ VİCDAN LAZIM !

          Sanılanın aksine olmuyor be kardeşim vicdanla aşkı beklemek.Ya da herkese uğruyor da beni es geçiyor vicdanlı aşk.Vicdanlı aşk diyorum çünkü oyun sanılıyor sevmek yenilerde.Hatta moda bile oldu desem doğru olur 'sevip bırakmak'...
          Yorulduğumu hissediyorum artık sevmeye.Hatta çoğu zaman girişmiyorum bile,sonu belli çünkü.Ama yinede vicdanlı davranıp yinede aşka olan saygımdan belki bu sefer diyorum.Fakat 'boş yere'...Neyse deyip geçiyorum.Karar verdim bu sefer hayatın akışına karışmak yok.Sonradan pişmanlık duyacağıma şimdiden takmıyorum çoğu şeyi.Olanlara eyvallah derken olmayana yolun açık olsun diyorum artık.Mutluluğu başkaların da değilde kendi içinde bulmak çok daha güzel.Çünkü bana  göre kişi kendi mutlu olmadan nasıl başkasını mutlu edebilir ki? Çok sevmek diye bir şey yok zaten,hayat o kadar kısa ve o kadar karışık ki dün ile bugün olduğumuz yerleri karşılaştırdığımızda inanası gelmiyor insanın.Dün olmazsa olmaz dediğimiz bugün ben nasıl bu hatayı yaptım dedirtiyor.Konuşmak lazım bunları işte.Değişikliklere dikkat çekip hayalini bile kuramadığımız işleri başarmak lazım.Kendini tanımaya hayatı anlamaya biraz çaba yorsak gülmek o kadar sıradan gelecektir ki artık bize. Asık suratlar , dışarda aranan mutluluk, yapmacık ilişkiler sarmış dört bir yanımızı.Ve o kadar bulaşmış ki hayatımıza bu çirkinlikler,neredeyse mutluluk hayali bile kuramaz olduk.Siz zafere giden yolsunuz. Biraz vicdan lazım insana.Dış dünyamızı anlamaya,birbirimize saygı duymaya, mutlu olmaya giden yol deniz kıyısında  bizi götürmeyi beklerken biz kıyıdan ayrılmaya cesaret edemiyoruz.Ufukta bekleyen hayatın yaşanırlılığını görmeden elimizin tersi ile itiyoruz.
           Sonuç olarak sevmek vicdan meselesidir.Umudu yarınlarımız da eksik etmemeli, saygıyı hayat felsefesi yapmalıyız.;Hayat; olduğu ile güzeldir unutmayın, Mutlu gülümsemeler hayatınızı doldursun  !....


1 Ocak 2014 Çarşamba

Farklılaşmış bir sizden bahsedersem

          Olağanca gücüyle koşuyordu,nefese nefese kalması,terden sırılsıklam olmuş tişörtü,hızlıca yanında geçtip çarptıgı insanların arkasından bagırmaları hiç birşey umrunda degildi..
Aklında tek bir şey vardı günlerdir düşündüğü akılını kurcalayan sorunun cevabını bulabilicekmiydi gittigi yerde.

5 Eylül 2013 Perşembe

ve yine yazmak geldi içimden...

                Epeydir yazmadım.derin düşüncelerdeydim.Anlam vermek için uğraştığım malum konu.
herkes aşık olmuştur mutlaka hayatında.zamanlı zamansız. ama önemli olan o aşkın degeri.hayatında nasıl bir yer edindiği.sıkıntılı bir süreç aşkın ilk oluşumu.tutunacak dal ararsınız ilk sorunlarda.bocalarsınız.sebebini anlayana kadar sen sen olmaktan öte olursun.deger bilene kadar bu böle devam eder.
             yazıyor insan her aklına geleni.daha dogrusu yazmalı bence.söz uçar yazı kalır derler ya gerçekten çok anlamlı bir söz.İleri ki zamanlarda okurum düşüncesini bırakın yazdıklarınızı bitirince hemen bir okuyun baştan sonra.bunları ben mi yazdım diyesi geliyor insanın.aslında herkesin bir şair bir yazar yönü var.doğuştan şair yazar olanlar hariç:) onlar zaten şu an tanınmışlardır.yazmak beni rahatlatıyor,en yakınıma kızıyorum yazıyorum,yoldan geçen adam kızıyorum yazıyorum,işe kızıyorum yazıyorum.yazmak için bahane çok aslında.yazmalı da herkes,hem içini dökmüş oluyorsun,söyleyemediklerini yazıyla söylemiş oluyorsun.rahatlıyor insan.
              hayat o kadar karmakarışık ,o kadar anlam verilemez durumdaki.en yakınındaki eşine dostuna bile güvenemez haldeyiz.kim tüm bunların sorumlusu?neden bu hale geldi dünya.bugün yaparım yarın unutulur düşüncesi,bana bir şey olmasında ne olursa olsun düşüncesi,kalp kırmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu bilmemenin cehaleti.
        benim hoşuma giden bir örneği paylaşmak istiyorum; bir cam bardağı yere attığınızda bin bir parçaya bölünür dimi.onu tekrar alıp yapıştırsanız da mutlaka bir iz kalır,eskisi gibi olmaz.işte kalp kırmak da aynı sonucu verir.eski samimiyet eski dostluk eski sevgi olmaz o kalpte tekrarda.
bunu bile bile her gün o kadar çok kalp kırıp o kadar çok birbirimizi üzüyoruz ki neredeyse taş kalpli olduk.
mutlu olmak hoşgörü sergilemek bu kadar zor mu yani.mutlu etmek niye istemiyoruz.neden insanoğlu her geçen gün daha çok gaddarlaşıyor.merhamet duygusu yitip gidiyor insanlıktan.
bir gülümsemeye hasret kaldık dışarıda.herkes birbirine potansiyel suçlu,zarar verici olarak görüyor..oysaki ne kadar kolay peygamber efendimzin (s.a.v.) sünnetini yerine getirmek.sevap kazanmak.kendimize zarar vermek için üstün gayret gösteren bir insanlık var şu an yeryüzünde.
ahlaksızlık,merhametsizlik modern dünyanın fenomeni olmuş durumda.
              sevgiyi ayaklar altına almışız,üzerinde tepiniyoruz ama farkında değiliz.bilmiyoruz birbirimize oyun oynadığımızı,bilmiyoruz birbirimizin gözlerine baka baka yalan söylediğimizi.yapmacık davranışlar her anımızda ama ya farkında değiliz tüm bu çirkinliklerin yada hoşumuza giden bu.yalan söyleyip şeytanın oyuncağı olmak...


8 Şubat 2013 Cuma

dudağımız yoran bir söze boyun eğmek..

bizi yoruyor konuşmak,
istemiyoruz aslında yorulmak,konuşmak daha fazla bağlı kalmak ağzımızdan çıkanlara.
fakat bilmediğimiz,anlamsız bir ispat tutkusu boyun eğmemize neden oluyor kelimelere-sözlere.

Meçhul bir zamanda bilmenin aslında bilmemek olduğunu,
hiç bir şeyi bilmemenin gerçek bir nirvana olduğunu öğrenmek...kaybedilmiş zamanlar ve hayatlar sonucudur bunun.
Yaşadığımız zamanda geri de olmak gerçek zafer.kendi düşüncelerinde doğruyu bulmak...

Artık gelmiştir zamanı,hadi kalk gidelim ey yorğun ömrümün beyhude nefesi,
gidelim sonsuzluğa, hesabımız var yıllarımızla yaptıklarımızla.

An gelmiş sözler yitirilmiş,
gülüşler eskimiş vicdanlar körelmiş ömür tükenmiş..
Bavulunu hazırlamış ve çoktan yola koyulmuş bile umutlar...

27 Ocak 2013 Pazar

Bîr istanbul esintisi

Siradan basligimiz bir gune nese katan beyazla bulusmanin mutlulugu vardi bugun bende.
Bide 8gunlerden pazar olmasi ,disarda kimsenin olmamasi trafik derdinin metrobus kalabaliginin cilesi yoktu hayatimin bu pazarinda.
Sade durgun dingin bir gunun ozlemi o kadar artmiski bende, bugun bir baska mutluydum yasadigim bu sehirde.
Bi abimin dedigi gibi Zaten yeteri kadar rol yapiyoruz yapmacik davraniyoruz samimi olamiyoruz gunun cogunda.
Aslinda ozledigimiz sey kendimimiz.o saf katiksiz hicbir pislige bulasmamiz ozumuzz.
Siradan bir hayatimin olmasinda ve siradan biri olmaktan memnunum.
Belirli zamanlarda benimde onemli bir kisi olmam gerektigi belkide tarihe adimi yazdirma dusuncsi oluyor.fakat bunu basarabilme gucunu nereden bulabilecegimi bilmiyorum.
En kotusudur aslinda amacsiz yasamak.amactan kasitim kisididen kisiye degisen cok genis bir  hayat felsefesi diyebiliriz.
Ve bugun de bitiyor..umut etmekten hic vazgecmeyin...

26 Ocak 2013 Cumartesi

Yalan Dünya..!!

Unutabilir miyiz hüzünlerimizi,
acılarımızı,
kandırılışlarımzı,
Unutabilir miyiz ama olmak isteyipde kirli dünyaya artık bakmak istememe düşüncesini,
unutabilir miyiz lal olmak isteyipde daha fazla ruhumuzu kirletmek istememe düşüncesini.
Unutsak keşke çirkinlikleri,
ve hatırlasak keşke çocukca sevmeyi,karşılıksız sevmeyi,
hatırlasak keşke 1 şekerle bir buz dondurma ile mutlu olmayı.
Babamın elimden tutup beni gezdirmesini,yorulunca annemin beni kucağına almasını özledim.
çocukken gördüğüm bir oyuncağın bana alınmayınca hıçkıra hıçkıra ağladığım ogünleri özledim.
Kahpe düşüncelerin,yalaka hareketlerin,çıkarcı gülümsemelerin içinde kaybolduk şimdilerde.
Adam gibi sevenlerin salak yerine koyulduğu,serseri olup her gün başka biri ile olanların değerli olduğu özenildiği,
İnsanların arkalarından konuşmayı marifet sananlara,insanları kullanıp sonrada gururla bundan bahsedenlere layık bir yalan dünyadayız artık...
Sen beni görünce mutlu mu sandın sevgili?
sen benim ne kahpeliklere uğradığımı,dostum dediğim namussuzlar tarafından kaç kez ihanete uğradığımı bilmeden bir gülümsemem ile beni mutlu mu sandın..
Ömrümü çalan bu yalan dünya o kadar kirliki, artık son yakın ama buğulu bir camın ardını göremediğimiz gibi hiç bitmeyecek ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz...
Allah imanımızı eksik etmesin...











http://www.youtube.com/watch?v=Z3yU8WiKrVU